Archive for the ‘Ayak Sağlığı’ Category

Topuklu ayakkabıları hepimiz seviyoruz ama kesinlikle en rahatı bile bir şekilde vuruyor ayağımızı. Gelelim nasıl bir yöntemle ayakkabılarımı genişlettiğime;

Ayakkabi

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki,ayakkabıcılara neredeyse ayakkabının 3te biri kadar para verip,genişlettirmek için uğraşmayın. Zira ben 5 ayakkabıyı da genişlettirdim, yaklaşık bir ayakkabı parası ödeyerek! İlk gün her şey iyi güzel, içine ıslak bez koydum falan ama hiç bir sonuç alamadım. Geçici bir genişleme olduğu doğru ama bir süre sonra yine aynı tas aynı hamam durumu kaçınılmaz.

Ayakkabi2
İhtiyacımız olanlar;
Bir çift sıkan/vurun/ızdırap çektiren ayakkabı
iki adet buzdolabı poşeti
Bir kaç bardak su :)

Ayakkabi3

Buzdolabı poşetlerini az miktar suyla doldurduktan sonra, altını üstünü iyice dezenfekte ettiğimiz ayakkabıların içine koyuyoruz. Hatta ben ayakkabıları da ayrı bir poşete koydum ki hijyenden taviz vermeyelim.

ayakkabi4

Ayakkabılar, dondurucunun boş bir yerine koyulur ve poşetlerdeki sular donana dek bekletilir (Yaklaşık 2-3 saat). Dondurucudan çıkartılan ayakkabılar, oda sıcaklığında, içindeki buzlar eriyene dek bekletilir. Poşetler çıkartılıp ayakkabılar giyilir :)

İşte hepsi bu kadar!

Öncesi ve sonrası diye düşünülürse, fark gerçekten memnun edici. Umarım işinize yarayacaktır. Bir defa yapıp yeterince genişleme sağlayamazsanız, ikinci, üçüncü defa uygulamaktan çekinmeyin. Ayakkabının kalıbına, esnekliğine, malzemesine göre bu durum değişebilir.

Deri ayakkabılarda daha iyi sonuç verir.

Ayakkabı ve tekstil ürünlerinde fitalat tehlikesi devam ediyor!!!

Aldığınız ayakkabı, kırtasiye malzemesi eğer içerisinde plastiği yumuşatmak için kullanılan fitalat mevcutsa çocuğunuzda kanser, böbrek ve karaciğer bozuklukları, cinsel gelişim problemleri gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Fitalat maddesi Nisan 2011’de çocuk bakım gereçleri, kalemler, defterler, silgi, yapıştırıcı, makas, kalemtıraş, yağmurluklar, spor ayakkabılar, plastik terlikler gibi ürünlerde kullanılmasının yasaklanmıştı ancak tehlike devam ediyor.

Sağlıklı ürün kullanılması halinde maliyetin en fazla yüzde 10 artacağını açıklayan yetkililer, su ve et ürünlerinde yapıldığı gibi devletin, ayakkabı ithalatçılarını denetleyip fitalat gibi kanserojen maddeleri kullanan markaları teşhir etmesi gerekmektedir.

O yüzden siz siz olun, Çin malı ayakkabı giymeyin…

Adidas yetkililerinin dün New York City’de yapmış oldukları basın toplantısına katıldım. Söyledikleri lafları çok iddağalı buldum açıkçası. Dediklerine göre, yeni sundukları taban teknolojisiyle koşu ayakkabısına yeni bir boyut kazandıracaklarını ve koşu kültürünü kökten değiştireceklerini iddaa ettiler.

Bu değişimi “Boost” adını verdikleri bir maddeyle yapacaklarını söylediler. Boost kelimesinin tam tükçe karşılığı “Arttırmak, itelemek”. Normal spor ayakkabıların taban kısmı çoğunlukla Eva denen bir maddeden yapılmaktadır. Boost adını verdikleri ve kendi buluşları olduğunu söyledikleri bu teknoloji yakın zamanda Türkiye’de de satışa sunulacak.

Bana sorarsanız umutları yükseltmenin bir manası yok. 2 hafta sonra İstinye Adidas mağazasından siz de deneyebilirsiniz.

ABD’de bir firma, , Alzheimer hastalarının yakınlarının “ya kaybolursa” kaygısını ortadan kaldıracak özel bir ayakkabı üretti.

Fiyatı 404 dolar (727 TL) olan ayakkabılar, hem en önemli belirtisi unutkanlık olan hastalıkla yaşamak zorundaki hastalara özgürlük hakkı sunuyor hem de sürekli onları takip eden hyakınlarının rahat etmesini sağlıyor.

Ayakkabıların topuk kısmına yerleştirilen minyatür GPS (Küresel Konumlama Sistemi) sayesinde yakınları hastanın nerede olduğunu an be an takip edebiliyor.GPS cihazı pil, SIM kart ve bir de çip içeriyor.

Akıllı telefon veya bilgisayarlara yüklenen uygulama sayesinde yakınları hastanın attığı her adımdan haberdar oluyor, ortada yoksa eliyle koymuş gibi bulabiliyor.

İki günde bir sarj edilmesi gereken ayakkabılara hastanın dışına çıkmaması gereken bir güvenlikl alanı da kaydediliyor ve hasta bu sınırların dışına çıkarsa e-posta veya kısa mesak yoluyla yakınına haber veriliyor.


Şu fırsat siteleri varya, bi ara Türkiye’nin kıl sorununa kafayı takmıştı ve her fırsat sitesinde epilasyonla ilgili kampanyalar veriyorlardı. 1500 TL’lik 10 seans kıl aldırmak size 150TL, tabi biz kimsek :)

Şimdi de bu siteler “Ayak Bakımı”na takmışlar. Bana sorarsanız epilasyondan daha mantıklı. Bir tanesinde gerçekten ufak çaplı bir operasyon geçiriyorsun. O yüzden gittiğin yerin hem temiz, hem güvenli hem de kullandıkları cihazların güvenilir olması lazım, ancak ayak bakımı öyle değil.

Ayak bakımı fırsatı sunan yerler başlıca şunları vaadetmektedir:

•El, ayak peelingi, parafin, masaj ve nemlendirme uygulaması ile yumuşacık el ve ayaklar
•Kil ve güllerle cilt bakımı
•Yüzünüze göre şekillendirilmiş kaşlarla anlamlı bakışlar
•İstenmeyen tüylerinizden kurtulma imkanı
•Tatil öncesi komple ağda sayesinde plajlarda pürüzsüz bir cilde sahip olma şansı

Valla ben reklamların yalancısıyım, denemesi size kalmış ama dediğim gibi faydası olurmu bilmem ancak zararı olmadığı kesin o yüzden denemeye değer gibi gözüküyor…

Kovboy çizmesi fiyatları; diğer ayakkabı, bot ve çizmelere göre farklılık göstermektedir bu da gayet doğaldır. Genelde kovboy tipi ürünlerde işçilik çok önemlidir. Bu yüzden western tipi ürün yapan yer sayısı da oldukça azdır. Gelin isterseniz kovboy çizmesine bir bakalım.

Öncelikle çoğu kovboy çizmesinde motifler görülmektedir. Bu bir kartal resmi olabilir, bir apaçi figürü olabilir, çölde yetişen bir bitkinin nakış dokuması olabilir v.s

Yukarıda yazması kolay olan bu motifleri, çizmenin koncuna işlenmesi ya da uygulanması bu kadar da kolay olmamaktadır. Bu yüzden genelde kovboy çizmeleri “Hand Made” denilen “El Yapımı”dır.

Oran vermek gerekirse, 1 çift kovboy çizmesi yapımı ile 20 çift normal bir ayakkabı yapım süresi birbirine eşittir. Gerisini siz düşünün.

O yüzden genelde firmalar kovboy çizmesi yapmaya pek hevesli değillerdir, zaten hevesli olmaları da birşey ifade etmez çünkü makina parkuru bu tip ayakkabılarda farklıdır, bir de kovboy çizmesini sadece meslekte çok usta kişilerden başkasının yapamayacağını eklersek neden bu tip çizme fiyatlarının diğerlerine göre yüksek olduğunu herhalde anlamış oluyoruz. Bu arada daha deriden de bahsetmedim. O nakış ve işçiliği kaldıracak deri seçimi de önemlidir.

Kısacası:

Deri: Kaliteli olmalı
İşçilik: Kaliteli olmalı (Saya dikimi diye tabir edilen derinin dikimi ve birleştirilmesi, nakışın sık olması, desenlerin belirgin olması, renk uyumunun abartılı olmaması ya da sıradan olmaması v.s)
Makine Parkuru: Kaliteli olmalı
Kullanılan Taban: Kaliteli olmalı (Tabanın kauçuk, ökçenin ise yüksek ve kavisli olması tavsiye edilir)

Taban demişken gelin hep beraber halk arasında “Kösele Taban” nedir bir bakalım. Kösele aslında hayvanın derisinden elde edilen gerçek deridir. Hayvanın derisinin üst katmanları (Kılın altı) 1.sınıf deri olarak tanımlanır. Kösele ise hayvanın derisinin en alt tabakasıdır. “Krom” denen bir kimyasalla bu alt tabakadaki deri reaksiyona girer ve sertleşir. Böylece ayakkabıda kullanılan “Kösele Taban” olmuş olur.

Eğer düğünde dernekte, yazın, takım elbisenin altına kısacası gündelik giyimden ziyade özel günlerde giyeceğiniz bir ayakkabı alıyorsanız tabii ki kösele taban tercih edilmelidir. Deri kökenli olduğu için ayak hava alır ancak su ile karşılaştığında ayağınız ıslanabilir ve ayakkabı kolaylıkla deforme olur ayrıca kösele taban yağmurda, karda kayar.

Bu yüzden ben kişisel olarak ayakkabı, bot ve çizmelerde kauçuk tabanı tavsiye etmekteyim.

Kauçuk tabanın ana hammaddesi kauçuk ağacından üretildiği için kösele gibi hava alır ancak yağmurda kolay kolay deforme olmaz. Bu sebeple kauçuk tabandan yapılan ayakkabılarda kayma ve su geçirme gibi sorunlarla karşılaşmazsınız.

Yukarıda elimden geldiği kadarıyla sizlerle gerçek kovboy çizmesinin nasıl olması gerektiğini anlatmaya çalıştım. Ayrıca kovboy çizmesi fiyatlarının neden yüksek olduğunu da dilimin döndüğünce izah etmeye çalıştım. Bence her insanın ayakkabılığında bir kovboy çizmesi olmalı. Kot pantalon altına giyilen bir kovboy çizmesinin yarattığı “ASİ RUH”u hiçbir şeyde bulamazsınız.

*Resimdeki ürünler, dünyaca ünlü FootCourt markasına aittir. (www.footcourt.com sitesinden bu ürünlere ulaşabilirsiniz.)

Geçen hafta Posta Gazetesi’nde bir haber opkudum ve gerçekten çok hoşuma gitti, hatta bir mühendis olarak kendime “Nasıl benim aklıma daha önce gelmedi” diye de sordum. Mantık çok basit:

Bir kaç lise öğrencisi, arabadaki park sensör mantığında bir cihaz geliştiriyorlar ve ayakkabıya monta ediyorlar. Böylece görme engelliler de beyaz sopalarından kurtuluyor.

Gerçi bu kadarıyla bana göre çok çıplak yani yetersiz bir proje çünkü ufacık birşeye bile sinyal uyarı verdiğinde, neredeyse yürümek imkansız hale gelebilir ama yine de çıkış noktası bence harika.


Yüksek topuklu ayakkabılar vücudun fizyolojik yapısını bozuyormuş desem…

Memorial Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Turan Aydın, kadınların yüksek topuk seçiminde 5 santimetreyi geçmemelerini tavsiye etti.

Sağlıkaçısından en ideal ayakkabının yaklaşık 5 santimetre yükseklikte olduğunu belirten Turan Aydın, ayakkabı seçiminde sadece topuk yüksekliğine değil, parmakların rahatlığına da bakılması gerektiğini açıkladı. Beş santimetreye kadar olan topuklu ayakkabıların spor ayakkabısı kadar sağlıklı olduğunu kaydeden Aydın, “8 santimetreden uzun topuklu, sivri uçlu bir ayakkabı ise uzun süreli kullanıldığında bel, kalça, diz, ayak bileği ve ayağın ön kısmında anormal yüklenmelere neden olur.” dedi.

Kol, bacak ve başın yer çekimine göre bir pozisyonu olduğunu vurgulayan Aydın, 8 santimetre yüksek topuğu olan bir ayakkabının fizyolojik duruşu bozacağını, bunun da diz, kalçanın hafif bükülmesine neden olacağını söyledi. Aydın, kalçanın bükülmesiyle belin öne doğru kamburlaşacağını, belin normal çukurluğunun artacağını ifade etti.

Bayanların, yüksek topuklu ayakkabı tutkusundan vazgeçmeden sağlıklı kalmaları için birkaç noktaya dikkat çeken Aydın, “Haftanındinlenmegünlerinde normal topuklu olarak tanımlanan 5 cm yüksekliğinde topuk ve önü geniş ayakkabı ya da muadili olan spor ayakkabısı giyilerek ayaklar dinlendirilmeli, yürüyüş, koşma gibi egzersizler yapılmalıdır. Egzersizin içine mutlaka bacak arkası kaslarının gerilmesi dahil edilmelidir. Bu germe egzersizi için oturmalı, bacaklarınızı uzatmalı, dizler düzleştirilmeli, ayak bileklerinizi kendinize doğru çekmeli ve dizinizi yukarı kaldırmadan ayak ucuna değmeye çalışmalısınız. Bu basit önlemlerle yüksek topuklu ayakkabınızı sağlıklı bir şekilde uzun yıllar giyebilirsiniz.” diye konuştu.

Yüksek topuklu ayakkabı, kadın güzelliğine alım katan bir moda unsuru ama sağlığı da kötü etkileyebiliyor.

İlk defa orta çağ Fransa’sında hem erkek hem de kadın aristokratlar tarafından giyilmeye başlanan yüksek topuklu ayakkabı, günümüzde sosyal statü simgesi olmasından ziyade kadın güzelliğine alım katan bir moda unsuru olarak görülüyor. Memorial Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Turan Aydın, yüksek topuklu ayakkabılardan vazgeçmeden nasıl sağlıklı kalınabileceğini anlattı.

5 cm yüksekliğinde bir topuk spor ayakkabısı rahatlığı sağlıyor
Sağlık açısından en ideal ayakkabı yaklaşık 5 cm yüksekliğinde topuğu olandır. Ayakkabıyı, topuk yüksekliğinin yanı sıra ideal yapan özelliği ön kısmının parmakların rahat edebileceği genişlikte olmasıdır. Böyle bir ayakkabı spor ayakkabısı kadar sağlıklıdır. 8 cm’den uzun topuklu, sivri uçlu bir ayakkabı ise uzun süreli kullanıldığında bel, kalça, diz, ayak bileği ve ayağın ön kısmında anormal yüklenmelere neden olur.

8 cm’den yüksek topuk postürünüzü bozuyor
Kollarımız, bacaklarımız ve başımızın yer çekimine göre bir pozisyonu vardır. 8 cm’den yüksek topuğu olan bir ayakkabı postür adı verilen bu fizyolojik duruşu bozarak dizlerin ve kalçanın hafif bükülmesine, belin öne doğru kamburlaşmasına ve belin normal olan çukurluğunun artmasına neden olur. Belde, kalçada, dizde, bacak kaslarında, ayak bileğinde ve ayağın ön kısmında postür bozukluğundan kaynaklanan anormal kuvvet yoğunlaşması ise çeşitli hastalıklara yol açar.

Kas kısalmalarına dikkat !
Anormal yüklenme yerlerinde kas kısalmaları olur. Örnek olarak; bel çukurluğu artınca belin arka kasları; kalçanın yükü arttığı için ise kalçayı büken kaslar, en önemlisi de bacak kasları kısalır. Bu kısalma eklem hareketlerinin fizyolojik genişliğini azaltır. Eklem esnekliğinin azalması eklem kıkırdağına anormal yük bindirerek kireçlenmeye neden olur. Özellikle bacak kaslarının kısalarak ayak bileği eklemine yük bindirmesi ayak tabanında bulunan zarı kısaltır, topuk ağrılarına yol açar. Ayak parmaklarında pençeleşme görülür. Pençeleşme sonucunda ayak parmak sırtlarının ayakkabıyla çok sık teması bu bölgelerde nasır oluşumuna sebebiyet verir. Önleri çok dar ayakkabılarda ise başparmak çarpıklıkları meydana gelir. Ayrıca ayağın önde sıkışması parmakların dar bir alanda birbirlerine doğru itilmeleriyle parmak arasından geçen parmak sinirlerinin sıkışmasıyla sinir hasarına yol açarak bu bölgede kalınlaşma ve ayak uyuşmasıyla belirti veren rahatsızlara neden olur.

Uzun yıllar yüksek topuklu ayakkabı giymek için
Bayanların yüksek topuklu ayakkabı tutkusundan vazgeçmeden sağlıklı kalmaları birkaç noktaya dikkat etmeleri ile mümkün olabilmektedir. Öncelikle yukarıda bahsedilen uzun süreli kullanımın sakıncaları bilinmelidir. Haftanın dinlenme günlerinde normal topuklu olarak tanımlanan 5 cm yüksekliğinde topuk ve önü geniş ayakkabı ya da muadili olan spor ayakkabısı giyilerek ayaklar dinlendirilmeli, yürüyüş, koşma gibi egzersizler yapılmalıdır. Egzersizin içine mutlaka bacak arkası kaslarının gerilmesi dahil edilmelidir. Bu germe egzersizi için oturmalı, bacaklarınızı uzatmalı, dizleri düzleştirilmeli, ayak bileklerinizi kendinize doğru çekmeli ve dizinizi yukarı kaldırmadan ayak ucuna değmeye çalışmalısınız. Bu basit önlemlerle yüksek topuklu ayakkabınızı sağlıklı bir şekilde uzun yıllar giyebilirsiniz.

*Bu yazı, Haberler Sitesinden alıntıdır.


Denizli Devlet Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Mehmet Beşir Türkmen, soğuk ve karlı havalarda zemin buzlu olduğu için düşme olaylarında artış yaşandığına dikkat çekerek, düşerek yaralanmamak için çeşitli tavsiyelerde bulundu.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. M. Beşir Türkmen, kar yağışı ile birlikte düşmeye bağlı kırık ve çıkık vakalarının artabileceğini söyledi. Buzda kayıp düşmeye bağlı olarak en çok el ve ayak bileği ile dirsek ve kaval kemiği kırıkları görüldüğünü belirten Türkmen, düşmeye bağlı basit kırık çıkıklar olabileceği gibi ölümcül olabilen ağır kafa travmalarının da görülebildiğini söyledi.

Düşmelerin büyük bölümünün dikkatsiz ve desteksiz yürümekten kaynaklandığını kaydeden Dr. Türkmen, “Yürürken dengeli, yola bakarak yürümek ve dikkatli adım atmak gerekir. Eller cepte olmamalı, eller ve kollar denge çubuğu gibi serbest olmalı ve bir salınım hareketiyle yürünmelidir. Her iki elde poşet taşımak yanlıştır. En azından bir el serbest olmalıdır. Ayakları yere hafif sürüyerek ve mümkün olduğu kadar kısa adımlarla yürümek önemlidir.

Ayakkabılar lastik veya kauçuk tabanlı ve kısa topuklu olmalıdır. Ayrıca ayakkabıların üzerine eski çorap giymekte buzda kaymayı engeller” dedi.

Dr. Türkmen, karlı ve buzlu zeminde kaymaya bağlı sakatlanmaların yaşlılar için daha riskli olduğunu vurguladı. Türkmen, yaşlıların daha kolay düşerek sakatlanabildiklerini ve tedavilerinin daha zor olduğunu belirterek, “Yaşlılarda kemik erimesi olduğu için basit bir düşmede bile ciddi kemik kırıkları görülebilir. Yaşlılardaki kırık tedavisi mutlaka ameliyat gerektiriyor ve tedavisi de oldukça uzun sürüyor. Bu nedenle yaşlı insanlar sokağa çıkarken dikkatli yürümeli, yanlarına uç kısımları lastik olan baston almaları lazımdır.

Ayrıca kalça kırıklarından korunmak için kalçayı koruyan pedler kullanılmalıdır. Tansiyon veya dengeyi bozacak bir hastalık varsa mutlaka tedavi edilmelidir” diye konuştu.
Dr. Türkmen, düşmelerin dikkate alınmasını, düşme sonrası geçmeyen inatçı bel ve bacak ağrıları ve uyuşmalar varsa mutlaka en yakın bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.

*Bu yazı İHA’dan alıntıdır.