Archive for the ‘Ayakkabı’ Category

Valla ben sizlerin yalancısıyım. Sakın bana “böyle ayakkabı ismi olur mu?” diye yazmayın. Kış aylarında en çok aranan kelimeler sıralamasının en üstlerinde olmasa da ortalarda çıkan bir ayakkabı türü.

Araştırdım ve neden bu kadar (çok eski bir model olmasına rağmen) seveni, azınlıkta olsa fanatik bir kitlesi olduğunu araştırdım. Aslında sebebi çok basit. Dikkat ederseniz domuz burun ayakkabı, domuz burun bot ve domuz burun çizmelerde bir kovboy ayakkabı havası var ancak kalıp itibariyle kovboy çizmesinden daha rahat. İstediğin kadar yürü, ayağı ne vuruyor, ne de sıkıyor. Bence kalın çorapla da ayağa küçük gelme gibi bir problemi de olmaz. Bakarsınız bu yazıdan sonra küt burun botlar gene moda olmuş :)

* Yukarıdaki resimler, dünyaca ünlü FootCourt markasına aittir.

ABD’de bir firma, , Alzheimer hastalarının yakınlarının “ya kaybolursa” kaygısını ortadan kaldıracak özel bir ayakkabı üretti.

Fiyatı 404 dolar (727 TL) olan ayakkabılar, hem en önemli belirtisi unutkanlık olan hastalıkla yaşamak zorundaki hastalara özgürlük hakkı sunuyor hem de sürekli onları takip eden hyakınlarının rahat etmesini sağlıyor.

Ayakkabıların topuk kısmına yerleştirilen minyatür GPS (Küresel Konumlama Sistemi) sayesinde yakınları hastanın nerede olduğunu an be an takip edebiliyor.GPS cihazı pil, SIM kart ve bir de çip içeriyor.

Akıllı telefon veya bilgisayarlara yüklenen uygulama sayesinde yakınları hastanın attığı her adımdan haberdar oluyor, ortada yoksa eliyle koymuş gibi bulabiliyor.

İki günde bir sarj edilmesi gereken ayakkabılara hastanın dışına çıkmaması gereken bir güvenlikl alanı da kaydediliyor ve hasta bu sınırların dışına çıkarsa e-posta veya kısa mesak yoluyla yakınına haber veriliyor.


Geçen gün gazetede okuduğum bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum. Bizde bir laf vardır: “Ucuz etin yahnisi yavan olur.” diye. Bir de “Ne kadar para o kadar köfte.” derler. Şimdi bu iki atasözünü neden söylediğimi aşağıdaki haberi okuyunca anlayacaksınız:

Çin ve Vietnam orijinli ürünlerin sektöre büyük darbe vurduğundan dert yanan ayakkabı üreticileri, bu ülkelerden gelen ayakkabıların fiyat ile güvenilirlik adına denetlenmesini talep ediyor.

Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı İslam Şeker, Çin’den sıhhi olmayan ürünler geldiğini ileri sürerken, “Bütün dünya ülkeleri gibi ithal ayakkabıların kanserojen madde içerip içermediği denetlenmeli.” diyor.

“Bir dönem Uzak Doğu’dan gelen ve ayak sıhhatini tehdit eden ürünler fiyatlarından dolayı alınıp giyiliyordu. Ama 2012-2013 döneminden itibaren fiyatın yanında kalite, ayak sıhhati, çevre duyarlılığı gibi kriterler öne çıktı. Artık Türkiye Çin’i hedef alan ya da rakip gören bir ülke değil. Avrupa’da gerileyen imalatın yerini alma; boşalan markaların yerini alma ve kalifiye ürünler üretme derdinde. Çin bir dönem sektöre güç günlerle karşı karşıya bıraktı. Piyasayı bozdu. Türkiye kalifiye olmayan ayakkabılar ile doldu. Ama bu eğilim döndü.”

“Söz konusu ülkelerden kalifiye olmayan, sıhhi olmayan ürünler geliyor. Menşei nereden olursa olsun devletten talebimiz olaya ticari olarak bakılmamalı. Bütün dünya ülkeleri gibi gelen mallar denetlenmeli. Ayakkabıların boyalarının kanserojen madde içerip içermediği kontrol edilmeli. En önemli talebimiz ürünlerin doğru fiyatlandırılması. Kalifiye olmayan ve rekabet edilemeyecek fiyatlarla satılan; Türkiye’yi ayakkabı çöplüğüne çevirecek ithalatı reddediyoruz.”

Evet arkadaşlar, bildiğim kadarıyla, Dış Ticaret Müsteşarlığı Ocak 2010′dan itibaren uygulamaya koyduğu riske dayalı denetim sistemi çerçevesinde ithal tekstil ve hazır giyim eşyalarını sıkı denetime tabi tutulmaya başladı ancak gözden kaçan ürünler olabilir.

Bence Çin ya da insanların kafasını karıştırmak için Çin yerine “PRC” yazan (People’s Republic of China’nın kısaltılmışı) ürünlerden uzak durulmalı.

* Bu yazının bir kısmı Sabah Gazetesi’nden alınmıştır.

Kovboy çizmesi düğünde giyilir mi demeyin, giyilir. İşte kanıtı:








İster elbise olsun, ister ayakkabı olsun malesef büyük beden giysi bulmak Türkiye’de yaşayan biri için ölüm anlamına geliyor. Bu işi yapan malesef 2-3 firma var. Onlar da, bunu bildiği için çok fazla model yapmıyorlar.

Spesifik olarak ayakkabı hakkında konuşacak olursak, 45′ten yukarı ayakkabı giyenlerin çektiği ızdırabı sadece bu kişiler bilir.

Ancak size güzel bir haberim var. Türkiye’nin en büyük ayakkabı üreticilerinin başında gelen İnterbey Şirketler Grubu, tanınan markaları FootCourt ile büyük beden ayakkabı üretimine başladılar. Büyük beden ayakkabı giyen bay ve bayanlar firmanın www.footcourt.com adresli web sayfasından diledikleri ayakkabıyı satın alabilir ya da istedikleri modeli özel olarak mail yoluyla siprariş verebilirler.


Camper meğer ilk yıllarında köy ayakkabısı üretiyormuş. Muhtemelen bizim çarık dengi ayakkabılardır. Katalan firması olan Camper, katalancada “Köylü” demekmiş. Kökleri 1877′ye kadar uzanan bu firma 1975 yılında Camper markasını tescil etmiş.

Özellikle rahatına düşkün kişilerin tercih ettiği bu marka, son yıllarda Türkiye’de de popüler olmaya başladı.

New Balance, Columbia, Skecher, Timberland, FootCourt, Camper gibi markalar ileriki yıllarda daha popüler olacağa benziyor.

Ayakkabı hakkında herşeyden bahsederken bir takipçimizden mail aldık. Başta pek ciddiye almasakta, gülüp geçsekte şöyle bir an düşününce çok mantıklı geldi. Takipçimizin e-postası özetle:

“İyi güzel hoş, ayakkabı hakkında tarih, güncel moda, sağlık, bakım v.s herşeyden bahsediyorsunuz, peki rüyada ayakkabı görmek neye dalallettir?”

Biz de bu takipçimizi kırmadık ve büyüklerimize sorduk. Rüyada ayakkabı görmek; zenginlik ve servet demektir.Yeni bir ayakkabı almak veya ayakkabısını kaybetmek, kötü günlerin belirtisidir. Rahat bir ayakkabı giymek, yakın zamanda huzura kavuşulacağına işaret eder. Yırtık ayakkabı, tehlikeli bir durumla karşı karşıya kalınacağına yorumlanır.

Bu rüyalar genel olarak iyi sayılmazlar. Ayakkabı diktirmek, üzüntülere ve terk edilmeye; ayakkabı sıkması, çevrede bir cinayet işlenmesine; bir kadının ayakkabı çıkarması, ayrılığa; çocuk ayakkabı, işlerin kötüleşmesine işarettir. Siyah, beyaz, kırmızı ayakkabı giymek birden bire bir sıkıntıyla karşılamayı; sarı ayakkabı hastalığı anlatır. Ayakkabıları çıkarmak çok yakında zorluklardan kurtulmayı anlatır.

Rüyanız hayırlı olsun :)

Ayakkabı denince akla ilk gelen Çin’dir. Şaka şaka, kaliteli ayakkabı denince akla ilk gelen her zaman İtalya olmuştur. Sadece ayakkabı mı? Moda adına ne varsa her zaman İtalya en önlerde yer alır. Bu yüzden 16-19 Eylül tarihleri arası, dünyanın en ünlü firmalarının katıldığı, dünyanın en ünlü ayakkabı fuarındaydım. Micam, her sene Mart ve Eylül aylarında Milano’da düzenlenir ve sektörün içinde olan dünyadaki tüm firmalar tarafından heyecanla beklenir.

Her yıl aşağı yukarı 50.000 ziyaretçi tarafından ziyaret edilem Micam Uluslar Arası Ayakkabı fuarı, bu sene de muhteşemdi. Mart ayında yapılan fuarda kışlık modeller sergilenirken, Eylül ayındaki fuarda yazlık ayakkabılar sergilenir. Bu sebeple ziyaretimde tüm firmaların yazlık koleksiyonlarını görme şansını buldum.

Modellerin çalınma korkusu olduğu için hiçbir firma, standlarında resim çekilmesini istemiyor hatta polise bile şikayetler oluyormuş, o yüzden sadece gördüklerimizi size aktarabiliyoruz.

Bu arada fuar alanının mimarisine de değinmeden yapamayacağım. Yukarıdaki resimde gördüğünüz gibi modern bir bina. 2000′e yakın katılan firma var. Tabii hepsini gezmek imkansız, ben sadece en ünlülerini gezdim. Gezdiklerim arasında Cesare Paciotti, Loriblu, icone, Manas, Fabi, Strategia, Baldinini, Casadei, Menbur, Giancarlo Paoli, Dino Bigioni aklıma ilk gelen firmalar.

Erkek ayakkabılarında eva maddesinden yapılan çok hafif tabanlar tercih edilmiş. Oksford diye anılan, delikli klasik model spor kalıplara uyarlanmış. Genelde turuncu, taba, sarı gibi canlı renkler tercih edilirken yılın deri tercihi de süet olmuş.

Bayanlarda ise gene canlı renkler tercih edilmiş. Klasik bayan ayakkabılarında pudra renk tonları kullanılırken sporlarda ise fosforlu renkleri görmek mümkün. Aksesuar olarak ise kışın da bolca göreceğimiz piramit ve kalem ucuna benzer sivri aksesuarlar kullanılmış.

Kısacası, 2013 yazı gerçekten çok canlı olacak. Sanırım siyah ayakkabılarımızı 2014′e saklamak zorunda kalacağız :)

Tango ayakkabı seçiminiz hem görsel açıdan dans estetiğinizi hem de teknik açıdan dans konforunuzu etkileyen önemli unsurlardan biridir. Peki o zaman, Arjantin tango ayakkabınız nasıl olmalıdır? Uygun tango ayakkabısı seçerken dikkat edilecek unsurlar aşağıdaki gibidir;

1- Ayakkabınızın formu: Öncelikle ayakkabınız ayağınıza tam oturmalıdır. Ayakkabıda oluşabilecek olası boşluklar dengesizliği arttıran en önemli nedenlerden biridir ve adım boyunun küçülmesine sebep olabilir. Ayağınıza küçük olan ayakkabılar ise ayak sağlığınız açısından problem oluşturur

2- Materyal: Deri, süet, kumaş ve rugan malzemeler tango ayakkabısı için en çok kullanılan materyallerdir. Ayak sağlığınızı korumak için, seçilen malzemenin yumuşsak ve nefes alabilir özellikte olması önerilir. Uzun süre hareket halinde olan ayak ter üretebilir bu yüzden kullanılan materyalin ayak sağlığını koruyan nitelikte olması kullanıcı açısından önemlidir. Sert yapısı nedeniyle rugan materyal ayağı rahatsız edebileceğinden tercih edilmemesi tavsiye olunur.

3- Model: Ayakkabıda model seçimi bütünüyle kullanıcının kişisel zevkine uygun olarak seçilir. Bu seçimi yaparken yeni başlayan bayanların ayak tırnaklarını zedeleyebilecek küçük kazalardan sakınmak için kapalı ayakkabı seçmesi önerilir. İlerleyen zamanlarda dans deneyimleri fazlalaştıkça ayakkabının model seçimi kullanıcının zevkine ve tercihlerine kalır.

4- Ayakkabı Tabanı: Ayakkabınız ile dans edeceğiniz pistler çeşitli özelliklere sahip olabilir. Bu yüzden birden fazla dans ayakkabınızın bulunmasında fayda vardır. Pürüzsüz pistlerde nubuk ve sert lastik tabanlı ayakkabılar dansçıya rahat hareket olanağı sunar, yine de nubuk materyalin sokaklardaki tozların piste taşınma halinde kayganlığı arttığı için daha az tercih edildiği bir gerçektir. Çok pürüzlü ahşap ve özellikle beton zeminlerde kösele tabanlı ayakkabıların tercih etmeniz ise dansınızın kalitesini artırır. Arjantin’de örnekleri bulunan bir ayakkabıyı her zeminde giyebilme olanağı sağlayan ama henüz ülkemizde örneklerinde sık rastlanmayan, değiştirilebilir tabanlı ayakkabılar dansçılara büyük kolaylık sağlamaktadır.

5- Topuk: Bayanlar topuk seçimini yaparken uzun süre ayakta kalacaklarını anımsayarak bu seçimi yaparlarsa milongalarda rahat ederler. Erkek ayakkabılarında ise topuğun arka tarafının içe doğru girintili olması özellikle ön adım tekniğini uygulanmasına kolaylık sağlayacaktır. Topuk seçiminde en önemli nokta ise öne doğru adım atarken ayakta ileriye doğru kayma hissi yaratmayacak topukların seçilmesidir.


Kimilerine göre Jelly sandalet ve babetler fakirliği, kimilerine göre de çocukken havuza ve denize girerken giyilen bir ayakkabı olarak hatırlanır.

Şu an 40 ın üzerinde olanlarımız kesinlikle cankurtaranın ne olduğunu hatırlar. Çamurlu yollardan yürürken kirlenen cankurtaranımız (şu an plastik değilde jelly shoes dediğimiz) annemiz tarafından şöyle güzelce yıkandımıydı yes yeni olurdu derler.

Yaşı 30 dan küçüklerimiz de tatillerde giydikleri, ayakları kaya ve çakıllardan kesilmesin diye giydsikleri giysi olarak hafızalardaki yerini çoktan almıştır.

İşte moda dedikleri bu olsa gerek. Önce fakir giyer sonra zengin. Önce ne amele giysi denir, sonra ne kadar modern.

Geçtiğimiz sene trend sandalet ve babet modellerin arasında jelly sandalet ve babatler de yerini aldı.

Bu sene ise ünlü markalar, farklı jelly shoes modellerine koleksiyonlarında yer ayırdı. Bu markalar arasında Armani, Prada, Gucci, Burberry’yi sayabiliriz.

Rengarenk modelleri ve tasarımlarıyla hiç de çocuk ayakkabısı ya da plastik sandalet giymiş gibi hissetmeyeceksiniz. Gayet feminen modeller tasarlamışlar.