Archive for the ‘Ayakkabı’ Category

Ayakkabı ve tekstil ürünlerinde fitalat tehlikesi devam ediyor!!!

Aldığınız ayakkabı, kırtasiye malzemesi eğer içerisinde plastiği yumuşatmak için kullanılan fitalat mevcutsa çocuğunuzda kanser, böbrek ve karaciğer bozuklukları, cinsel gelişim problemleri gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Fitalat maddesi Nisan 2011′de çocuk bakım gereçleri, kalemler, defterler, silgi, yapıştırıcı, makas, kalemtıraş, yağmurluklar, spor ayakkabılar, plastik terlikler gibi ürünlerde kullanılmasının yasaklanmıştı ancak tehlike devam ediyor.

Sağlıklı ürün kullanılması halinde maliyetin en fazla yüzde 10 artacağını açıklayan yetkililer, su ve et ürünlerinde yapıldığı gibi devletin, ayakkabı ithalatçılarını denetleyip fitalat gibi kanserojen maddeleri kullanan markaları teşhir etmesi gerekmektedir.

O yüzden siz siz olun, Çin malı ayakkabı giymeyin…

Adidas yetkililerinin dün New York City’de yapmış oldukları basın toplantısına katıldım. Söyledikleri lafları çok iddağalı buldum açıkçası. Dediklerine göre, yeni sundukları taban teknolojisiyle koşu ayakkabısına yeni bir boyut kazandıracaklarını ve koşu kültürünü kökten değiştireceklerini iddaa ettiler.

Bu değişimi “Boost” adını verdikleri bir maddeyle yapacaklarını söylediler. Boost kelimesinin tam tükçe karşılığı “Arttırmak, itelemek”. Normal spor ayakkabıların taban kısmı çoğunlukla Eva denen bir maddeden yapılmaktadır. Boost adını verdikleri ve kendi buluşları olduğunu söyledikleri bu teknoloji yakın zamanda Türkiye’de de satışa sunulacak.

Bana sorarsanız umutları yükseltmenin bir manası yok. 2 hafta sonra İstinye Adidas mağazasından siz de deneyebilirsiniz.

Paris Hilton: 43

Kenan İmirzalioğlu: 47

Bülent Ersoy: 44

Ata Demirer: 46

Tuğba Özay: 42

Zeki Müren: 39

Çağla Şikel: 42

Deniz Seki: 42

Nicole Kidman: 43

Kıvanç Tatlıtuğ: 46

Burdaki “Ağır” baskın manasında, öne çıkmak, göze çarpmak manasında yani olumlu manada kullandım. “Sizi şişman gösterir” olarak sakın yorumlamayın. Bunu kim mi diyor, bunu New York jet sosyetesinin trend dizaynırlarından Tabitha Simmons söylüyor.

Ayrıca düz taban olan ayakkabılar vücudun eğimini, bacakları ve baldır kısmını öne çıkartıyormuş.

2013′ün ilk yazısını, Helena Christense’in Reebok’un EasyTone serisi için çektirdiği reklam afişleriyle açıyorum efendim. Tatlı başlıyalım tatlı bitirelim bu seneyi

En sevdiğim reklam kampanyalarından birisi olan Reebok- EasyTone modeli afişleri 2010 senesinin 12 Ağustosunda dünya lansmanı olmuştu.

Bilindiği gibi 2005 yılında Alman Adidas firması tarafından satın alınan İngiliz Reebok markası, bu tarihten sonra hızlı bir atağa kalktı.

Ayrıca bi ara Reebok, Armani için özel bir seri bile çıkardı.

Velhasıl Kelam (Long story short) Reebok’tan önümüzdeki yıllarda daha büyük ataklar bekliyoruz.

Bu resimler de benim sizlere 2013 hediyem olsun :)


Christian Louboutin ve Yves Saint Laurent markaları, moda dünyasının İPhone ve Samsung’una benzerler. 49 yaşındaki Christian Louboutin; kendi adını taşıyan ayakkabı markasını dünyaya, tabanını kırmızı renge boyadığı yüksek topuklu ayakkabılarla tanıtmıştır. 2008 senesinde Yves Saint Laurent bir ayakkabı modelinin tabanını kırmızı yapınca Christian Louboutin hemen davayı açar. Mahkeme Christian Louboutin’i haklı bulur.

Sene 2011′de gene Yves Saint Laurent, bir kadın ayakkabı modelinin tabanını kırmızı yapar ancak bu sefer ayakkabının üstü de kırmızıdır. Christian Louboutin gene bu işe sinirlenir ve tekrar dava açar. Bugün New York Times’ta okuduğum bir yazıda bu davanın sonlandığını ancak bu sefer New York federal mahkemesi, Yves Saint Laurent’i haklı bulur.

Sonuç; eğer ayakkabının üstü de kırmızı ise tabanının da kırmızı olması, Christian Louboutin’in kendisiyle özdeşleştiği “Kırmızı Taban” olgusunu çağrıştırmaz sonucuna varmış.

Bence işin içinde başka işler var çünkü Christian Louboutin, zamanında YSL için ayakkabı dizayn etmiş. Demek eskiden kalma bir husumet :)

Amerika’nın güney eyaletlerinde yaşayıpta gardolabında kovboy giysisi olmayan yoktur. Tabii bu giysilerin en önemli demirbaşı ise kovboy botlarıdır. Buraya kadar herşey normal. Pekii kovboy botunu düğünde giymeye ne dersiniz?

Son zamanlarda bu bölgelerde yapılan düğünlerde neredeyse her 10 düğünden 2′si kovboy konsepti ile yapılmaya başlandı.

Bence güzel bir konsept. En azından adamların tarihiyle örtüşüyor :)

Şu nedime olayıda enteresan. Gelinin 3-5 kankası, aynı giysiyi giyerler. Damadın kankaları da aynı şekilde giyinir.

BU hazırlık, gelin ve damadı onure etse gerek.

Bi de Amerikan düğünlerinin, hele hele güneydeki düğünlerin (hava sıcak olduğu için sanırım) genelde dışarıda yapılması da çok sevimli bence.

Düğünde gelinlik altına Converse giyeni gördüm ancak kovboy çizmesi giyeni görmedi. Bakalım Türkiye’de ne zaman bir gelin gelinliğinin altına kovboy çizmesi giymeye cesaret edebilecek :)

Valla ben sizlerin yalancısıyım. Sakın bana “böyle ayakkabı ismi olur mu?” diye yazmayın. Kış aylarında en çok aranan kelimeler sıralamasının en üstlerinde olmasa da ortalarda çıkan bir ayakkabı türü.

Araştırdım ve neden bu kadar (çok eski bir model olmasına rağmen) seveni, azınlıkta olsa fanatik bir kitlesi olduğunu araştırdım. Aslında sebebi çok basit. Dikkat ederseniz domuz burun ayakkabı, domuz burun bot ve domuz burun çizmelerde bir kovboy ayakkabı havası var ancak kalıp itibariyle kovboy çizmesinden daha rahat. İstediğin kadar yürü, ayağı ne vuruyor, ne de sıkıyor. Bence kalın çorapla da ayağa küçük gelme gibi bir problemi de olmaz. Bakarsınız bu yazıdan sonra küt burun botlar gene moda olmuş :)

* Yukarıdaki resimler, dünyaca ünlü FootCourt markasına aittir.

ABD’de bir firma, , Alzheimer hastalarının yakınlarının “ya kaybolursa” kaygısını ortadan kaldıracak özel bir ayakkabı üretti.

Fiyatı 404 dolar (727 TL) olan ayakkabılar, hem en önemli belirtisi unutkanlık olan hastalıkla yaşamak zorundaki hastalara özgürlük hakkı sunuyor hem de sürekli onları takip eden hyakınlarının rahat etmesini sağlıyor.

Ayakkabıların topuk kısmına yerleştirilen minyatür GPS (Küresel Konumlama Sistemi) sayesinde yakınları hastanın nerede olduğunu an be an takip edebiliyor.GPS cihazı pil, SIM kart ve bir de çip içeriyor.

Akıllı telefon veya bilgisayarlara yüklenen uygulama sayesinde yakınları hastanın attığı her adımdan haberdar oluyor, ortada yoksa eliyle koymuş gibi bulabiliyor.

İki günde bir sarj edilmesi gereken ayakkabılara hastanın dışına çıkmaması gereken bir güvenlikl alanı da kaydediliyor ve hasta bu sınırların dışına çıkarsa e-posta veya kısa mesak yoluyla yakınına haber veriliyor.


Geçen gün gazetede okuduğum bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum. Bizde bir laf vardır: “Ucuz etin yahnisi yavan olur.” diye. Bir de “Ne kadar para o kadar köfte.” derler. Şimdi bu iki atasözünü neden söylediğimi aşağıdaki haberi okuyunca anlayacaksınız:

Çin ve Vietnam orijinli ürünlerin sektöre büyük darbe vurduğundan dert yanan ayakkabı üreticileri, bu ülkelerden gelen ayakkabıların fiyat ile güvenilirlik adına denetlenmesini talep ediyor.

Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı İslam Şeker, Çin’den sıhhi olmayan ürünler geldiğini ileri sürerken, “Bütün dünya ülkeleri gibi ithal ayakkabıların kanserojen madde içerip içermediği denetlenmeli.” diyor.

“Bir dönem Uzak Doğu’dan gelen ve ayak sıhhatini tehdit eden ürünler fiyatlarından dolayı alınıp giyiliyordu. Ama 2012-2013 döneminden itibaren fiyatın yanında kalite, ayak sıhhati, çevre duyarlılığı gibi kriterler öne çıktı. Artık Türkiye Çin’i hedef alan ya da rakip gören bir ülke değil. Avrupa’da gerileyen imalatın yerini alma; boşalan markaların yerini alma ve kalifiye ürünler üretme derdinde. Çin bir dönem sektöre güç günlerle karşı karşıya bıraktı. Piyasayı bozdu. Türkiye kalifiye olmayan ayakkabılar ile doldu. Ama bu eğilim döndü.”

“Söz konusu ülkelerden kalifiye olmayan, sıhhi olmayan ürünler geliyor. Menşei nereden olursa olsun devletten talebimiz olaya ticari olarak bakılmamalı. Bütün dünya ülkeleri gibi gelen mallar denetlenmeli. Ayakkabıların boyalarının kanserojen madde içerip içermediği kontrol edilmeli. En önemli talebimiz ürünlerin doğru fiyatlandırılması. Kalifiye olmayan ve rekabet edilemeyecek fiyatlarla satılan; Türkiye’yi ayakkabı çöplüğüne çevirecek ithalatı reddediyoruz.”

Evet arkadaşlar, bildiğim kadarıyla, Dış Ticaret Müsteşarlığı Ocak 2010′dan itibaren uygulamaya koyduğu riske dayalı denetim sistemi çerçevesinde ithal tekstil ve hazır giyim eşyalarını sıkı denetime tabi tutulmaya başladı ancak gözden kaçan ürünler olabilir.

Bence Çin ya da insanların kafasını karıştırmak için Çin yerine “PRC” yazan (People’s Republic of China’nın kısaltılmışı) ürünlerden uzak durulmalı.

* Bu yazının bir kısmı Sabah Gazetesi’nden alınmıştır.