Archive for the ‘Ayakkabı’ Category

Topuklu,ayakkabi

Zirve Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Cımbız, ayakkabıların ayak ve vücut sağlığı üzerine etkilerini değerlendirdi. Cımbız, “Uzun süre giyilen yüksek topuklu ayakkabılar ayak mekaniğini bozduğundan kireçlenme, baş ağrısı, migren hatta görme bozukluklarına bile sebep olabiliyor.” dedi.

Topuklu_ayakkabi

Yüksek topuklu ayakkabılar kadar, babet diye adlandırılan düz ayakkabıların da ayak sağlığını olumsuz etkilediğini söyleyen Cımbız, “Günümüzde bayanlar tarafından çok sevilen topuksuz bez babet ayakkabılar, arkları desteklememekte, aşil tendonun çok gerilmesine neden olmakta. Bunun yanında, yerden gelen şokları almadığı için kasları ve bağları çok zorlamakta.” diye konuştu.

Topukluayakkabi

Prof. Dr. Ali Cımbız, 7 buçuk santimetrelik topuk yüksekliğinin ayaktaki yük ve basıncın miktarını 7 kat artırdığını söyledi. Prof. Cımbız, “Araştırmalara göre 5 santimetre yüksekliğindeki topukta normal yürüyüş bozulur. Normal günlük aktivitelerde yüksek topuklu ayakkabı giyenler, gün içinde 6 kilometre fazladan yürüyüş yapmış kadar ayaklarına ilave yük bindirirler. Topuklu ayakkabılar, ayaktaki bütün yük dağılımlarını değiştirir, bu da kalça ve leğen kemiğinin öne doğru kaymasına, belde zorlanmaya, sırtta kamburluğun artmasına ve boyunda düzleşmeye neden olur, ayaktan başlayarak vücuttaki olması geren bütün dizilimi değiştirir.” açıklamasında bulundu.

babet

Ayakkabı seçiminde kıyafete uygun ayakkabı seçme alışkanlığının ayak sağlığının en önemli tehditlerinden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ali Cımbız, “Tüketiciler, ayakkabı seçimlerinde model ya da desenden ziyade ayak sağlığını destekleyen ortopedik ayakkabıları tercih etmeye özen göstermeli.” önerisinde bulundu.

Modanın tanımı kişiden kişiye değişse de kabul edilen bir gerçek var ki o da giydiklerimizin ruh halimizi ve hatta karakterimizi bir şekilde yansıttığı! Hal böyle olunca üniversite gençliği de özgür, değişken, çoğu zaman enerjik ama illa mesaj kaygılı ruh halini koridorlara, sınıflara taşıyarak kampüs modasını yaratıyor.

design

Bana sorarsanız üniversite yılları köprüden önce son çıkış gibi. Kendini keşfettiğin, tarzını oturttuğun bu yılların keyfini doyasıya sürmek gerek bu yüzden. Havanda olmadığında en salaş halinle sınıfa sıvışıvermek ya da tam tersi sevdiğin grupların, karakterlerin t-shirtlerini giyip, derbi sonrası takımının formasını üstüne geçirip gururla dolaşmak lüksünü sonuna kadar yaşamak demek.

Öte yandan trend olan ne varsa -iyi ya da kötü tartışılır – üniversite gençliğinde görmek mümkün. Kantinde, bahçede çevrenizi bir süre dikkatle izleyin, neler revaçta, vitrinlerde ne var hemen anlayacaksınız. Tam bir alışveriş gurusu arkadaşlar var ki moda polisi olmanız hiç zor değil.

UGG’LARA YAPIŞTILAR

ugg

Gelelim kampüsten öğrenci manzaralarına! Geçtiğimiz yıl ‘ugg’lar, uzun çizmeler, kürk yelekler, uzun hırkalar, taytlar, babetler, rengârenk desenli şallar ve niceleri bolca -hatta fazlasıyla- göz önündeydi.

Sizin için rahat kombinler olduğunu ve çoğunuzun da kendine yakıştırdığını söylemeliyim! İtiraf edeyim ‘ugg’ denen icadı kabullenmekte zorlananlardandım. Rahatlığından dolayı bu kadar sevmeniz doğal, ancak bazı arkadaşların ‘ugg’larının üzerine yapıştığını düşünmeye başlamıştık ki yaz geldi çok şükür:)

Sırada değinmeden edemeyeceğim platform ayakkabılar var. Ah o topuklar! Yerine göre çok da hoş durabilecek bu ayakkabıları bir cehennem silahı haline getirdiniz ya ona yanarım. Yapmayın gözünüzü seveyim. Hayır, okulda sürekli bir ajans başvurusu var da benim mi haberim yok?

Merak etmeyin, plaza insanı olduğunuzda ayağınızdan atmak isteyeceksiniz ama simdi özgürlüğünüzün tadını çıkarın biraz! Hele de sınavlara 15 puntoyla gelen arkadaşlar sizlere tebrik ve hayreti bir borç bilirim!

DERİNİN DÖNÜŞÜ

dericeket

Bu seneki trendlerin beni daha mutlu ettiğini söylemeliyim! Derinin muhteşem dönüşüyle taytlarınız, pantolonlarınız, salaş kazaklarınız, baskı t-shirtleriniz, kot gömlekler ve botlarınızla çok hoşsunuz!

Mini etekler, ekose gömlekler, desenli pantolonlar, bileklikler, gözlükler, hepsini kucaklıyorum! Sıklıkla kullanmaya başladıkları bereler ve yavaş yavaş görmeye alıştığımız renkli jeanleri, hırkalarıyla erkekleri de izlemedeyiz, unutulmadılar.

VINTAGE SIRLARI

fashion

Ama yine de ne demişler; moda geçici stil kalıcı ve moda mutsuz olalım diye yok! Yol gösterici olsun bize. Annenizin gençliğinden kalan bir bluzu öyle bir kombinlersiniz ki ‘Vintage’ der giyer, yaratıcılığınıza da hayran bırakırsınız çevrenizdekileri.

İşin sırrı vücudunu tanıyıp rengini keşfetmekte. Kıyıdan köşeden bulduklarınızla azıcık vakit ayırarak harikalar yaratabilirsiniz. İşte tam da bu nedenlerle, tüyolarla, eğlenceli notlarla takibe devam. Öpüldünüz.

*Bu yazı Hürriyet Kampus’den alıntıdır.

AYMOD

Bu sene 50.si düzenlenen Uluslar arası İstanbul AYMOD FUARI, 6-9 kasım tarihleri arasında CNR Fuarında gerçekleşti.

2014 Yaz Sezonuna ait modellerin sergilendiği fuara, tarihinin en büyük katılımı gerçekleşti. Bu son fuarın en büyük özelliği ise tarihinde ilk kez 12 İtalyan firmasının da fuarda katılımcı olarak yer almaları oldu.

Genelde katılımcıların memnun ayrıldığı fuarda yüz milyonlarca dolarlık iş hacmine ulaşıldığı aldığım duyumlar arasında. Genelde Rus, Ukrayna, Arap ve Hollandalı alıcıların olduğu fuarda Türk üreticilerin yüzü gülüyordu.

Konuştuğum bazı firma yetkilileri, Türk üreticisini özellikle Çin’den korumak için, tekstildeki gibi ek vergi getirilmesinin faydalı olacağı görüşündeler. Neyse bu olayın mikro ekonomik boyutu ki bizimle alakası yok :)

Valla İtalyanlarla da konuştum ve bu milletin ne kadar çakal bir millet olduğunu bir kez daha anladım. Tekrar katılacak mısınız diye sorduğumda bana “Kesinlikle, çünkü burası, bizim ulaşamadığımız noktalara erişmemiz için bir köprü. İtalya’ya gelemeyen ufak esnaf, Araplar, Türkler, İranlılara buradan daha kolay satış yapabiliriz.” diye cevap verdiler.

Adamlardaki aç gözlülüğe bakar mısınız?

fotograf2

bot

Bir çok çizme çeşidi vardır ve her biri farklı amaçlara yöneliktir.
Bazı çizmeler güzel bir elbisenin altına giymek için, bazıları sadece yağmurlu havada ayağın su geçirmemesi için, bazıları binici tarzı, bazıları kovboy tarzı v.s

kadinbotu

Her ne olursa olsun, çizmenin ayrı bir modası, ayrı bir havası vardır.
20-30 sene önce “Doctor Martinez” diye adlandırılan gotik moda diyebileceğimiz bir bot türü vardı.
Bugünlerde çöl botları, yüksek topuklu çizmeler, Ugg botları, hatta Convers botları moda. Şimdi artık daha çok seçenek var, tabii bu kadar çok çeşit arasında bu şans mı yoksa kafa karıştıran bir şey mi karar vermek biraz zor gibi ama merak etmeyin, ben bu yüzden buradayım.

bayanbotu

Çizmede ayak şekliniz, topuk yüksekliği zevkiniz (bel ağrısı, yürüme zorluğu, ileri yaş problemi v.s varsa alçak topuklu çizme ve bot tercih etmelisiniz), çizme konç yükseliği gibi bir çok parametre devreye girer.
Ayak bileği ya da biraz üstünde biten botlar sizi daha uzun gösterir. Dizde biten çizmeler ise, selvi boylu değilseniz seniz kısa gösterecektir.

binicicizmesi

Küçük ayaklıysanız sivri burunlu çizme, uzun bacaklıysanız düz çizme, ortalama biriyseniz ise stiletto tarzı sizi bir adım öne geçirecektir.
Ben olsam çin malı, vinneks denen yapay deri (petrol mamullerinden yapılan deri görünümlü plastik madde) den yapılmış sağlıksız ucuz çizme ya da bot alacağıma, bütçemi bir zorlayarak Türk Malı, gerçek deriden yapılmış olanını alırım, alıyorum da.

kurklu_bot
Gele sahte süet olanlarıyla yağmura yakalandığınız an, bittiğiniz andır. Öyle bir su geçirir ki, ayağınız sanki suyun içindeki balık gibi olur. Tabii bunun akabilende ayağınızda oluşacak pişik, mantar ve kokuya değinmiyorum bile.
Şimdilik aklıma gelen bunlar, gene gelirse yazarım :)

ayak

Allah’a ne kadar şükretsek az valla, geçen gün CNN’in internet sayfasında okuduğum bir haberi sizinle paylaşmak istedim:

27 yaşındaki Çinli Xu Anyou adlı bir gencin doğuştan kontrolsüz büyüyen ayakları olduğu için özel ayakkabı tasarlanmış.

Çin’in Fuzhou kentinde yaşayan Anyou, bağ dokusu bozukluğu nedeniyle organın aşırı büyümesine neden olan fil hastalığı yüzünden aşırı büyüyen ayakları için uygun ayakkabı bulmakta zorlandığı için arayışa başlamış.

Çıplak ayakla yürümek zorunda kalan Anyou için yerel ayakkabı tasarımcıları özel olarak bir ayakkabı yapmış. 28.5 santimetre uzunluğunda ve 22.5 santimetre genişliğinde olan ayakkabılar doğuştan devasa ayaklara sahip olan Anyou’nun bundan böyle çıplak ayaklı kalmamasını sağlayacakmış.

Diyeceksiniz ki bu hastalık da neyin nesi neyin fesi, ona da şöyşe açıklık getirelim:

Özellikle Afrika gibi tropikal iklimlerde oldukça sık görülen bu rahatsızlığa karıncalar aracılığıyla insanlara geçen parazitlerin neden olduğu söyleniyor. Neyse ki bu karıncalar Afrika’da. Buraya gelmeleri zor gibi, tabi siz oraya gitmezseniz.

ayak hastaliklari

Az laf çok iş kaidesinden yola çıkarak, direk resimlerle anlatalım anlatacağımızı :)

FootCourt

FootCourt2

FootCourt3

FootCourt4

FootCourt5

FootCourt6

FootCourt7

Demek neymiş? Bu sene abuk sabuk renkler moda :)

Ayakkabi

Dünya genelindeki ayakkabı yetersizliğine karşı geliştirilen Unifold adlı proje hayata geçirildi.

Türkiye’nin de dahil olduğu gelişmekte olan ülkeler kapsamında 300 milyondan fazla insanin kendine ait bir çift ayakkabısı bile yok. Bu sorunu ele alan Pratt Institute öğrencisi iki genç girişimci Haratio Yuxin Han veKevin Crowley tarafından atılan ilginç bir adım mevcut durumu değiştirmeyi amaçlıyor.
Bir sosyal sorumluluk fikri kapsamında ele alınan Unifold adlı proje, kesilen ve katlanabilen tek parçalık geri dönüşümlü malzemenin baskı-kesme cihazı üzerinden ayakkabı şekline getirilmesine dayanıyor. Yazdırılabilen bu malzeme renkli dizayn edilebiliyor ve üzerine yazı da yazılabiliyor.

Geri dönüşümlü malzemeden üretilen ayakkabı, dünya genelindekiayakkabı yetersizliğine son verme yolunda önemli bir atım niteliği taşıyor. Ayakkabılar, basit tasarım maaliyetleri ve düşük üretim giderleri ile oluşturuluyor.
Yapıştırma, kesme, boyama derken ayakkabı yapımındaki karmaşıkprosedürleri de adeta yok eden ilginç fikir şu anda uygulanıyor. Dağıtım konusunda da Çin ve Doğu Asya ülkelerini ele alan bir takım anlaşmalar hayata geçirilmiş durumda.

micam1

Her sene olduğu gibi bu sene de işimiz icabı Ayakmodası olarak, dünyanın en prestijli ve önemli ayakkabı moda fuarı olan MICAM fuarına davetli olarak katıldık. Her sene Mart ve Eylül ayları arasında düzenlenen fuarın bu seneki tarihleri ise 15-18 Eylül tarihleri arasıydı. Bu sene de kimler yoktu ki; Fabi, Baldinini, Loriblu, Cesare Pacotti say say bitmez.

micam2

Anlatacak o kadar çok şey var ki nerden başlayacağımı bilemiyorum. Bu sene şu renk moda diyemiyorum, her firma kendine göre bir renk tasarlamış, ilk garibime giden bu oldu çünkü şimdiye kadar olan tüm fuar sonunda ekip olarak “Hımm, önümüzdeki sezon şu renk ön planda” demeye alışmışken bu sene renkler karman çorman, herkes farklı telden çalmış. Ancak her zaman olduğu gibi siyah ön planda tutulmuş.

Fabi2

Bayan modellerde lazerli işler çok revaçta, babatlerde kalıplar sivri, 5-7-9 pontlarda kalıplar biraz daha ovel, 11-13-15 pontlara çıkıldıkça gene kalıplar sivrileştiğine şahit olduk. Fabi’nin stantında nakış deseninin ağırlıkta olması bizi şaşırtan olaylardandı.

Fabi

Loriblu’da ise silikon kabartma ve boncuklu süslemeler dikkati çekiyordu.

Loriblu2

Bu fuar yazlık fuarı olduğu için genelde ayakkabı, babet ve sandaletlere doyduk. Çoğu firma çizgisini belirlerken genelde ayakkabıyı karmaşık modellerle sayasını zorlaştırmak yerine, aksesuarlarla zenginlik katmayı tercih etmiş.

sandalet

Bir çok Türk firmasının da katıldığı bu fuardaki ayakkabıların hepsi sanki birer bibloydu.

Loriblu

Şimdilik anlatacaklarımız bu kadar. Bir sonraki yazımızda, Türkiye’nin bu fuarda Türk ayakkabısını ve derisinin tanıtımını yapan Deri Tanıtım Grubundan bahsedeceğim.

Kovboy botu sadece Teksas’a özel geleneksel bir ayakkabı olmaktan öte, tüm dünyayı etkisi altına almış bir akımdır. Hele hele bu günlerde yaz- kış fark etmeden tekrar popülaritesini kazanmıştır. Eğer dolabınızda bir çift kovboy çizmeniz yoksa, tam zamanı. Peki kovboy ayakkabısı alırken dikkat etmeniz gereken noktalar neler, beraberce bakalım. Kafanız karışmasın diye 4 noktada tüm önemli kısımları aşağıda belirttik:

1) Sitil

kovboycizmesi

Kovboy çizmeleri, geniş bir koleksiyonla karşımıza çıkmaktadır.   Burada önemli olan, karakterinize uygun olanı bulmanız. Seçeceğiniz ya geleneksel- klasik kovboy ayakkabıları ya da güncel renk ve nakışlarla bezenmiş olanı. Burada seçim sizin. Bizim tavsiyemiz geleneksel, fazla şatafattan ve renk cümbüşünden uzak, sivri, uzun, sade nakışlılarıdır.

2) Kullanılan Malzeme

kovboycizmesi2

Geleneksel olanı deridir. Deri, esnektir, hava alır, sağlıklıdır, dayanıklıdır. Sonuç olarak deri, kovboy botunun olmazsa olmazıdır. Deri çeşidi olarak egzotik hayvanların derileri tavsiye edile bilinir mesela, timsah derisi, yılan derisi ya da deve kuşu derisi gibi. Ancak gerçek timsah, yılan ve ya deve kuşu tüyünden bir kovboy botuna sahip olmak istiyorsanız en az 10.000 TL’yi (5.000 $) gözden çıkarmanız gerekmektedir. Bizim tavsiyemiz, aynı havayı veren, gerçek deriye yapılan baskı sonucu aynı havayı yakalayan derileri kullanan üreticileri bulmanız. Böylece çizme hem hesaplı hem de çok pahalıymış edası vermektedir.

3) Renk

kovboycizmesi3

Natural ve doğal renkler her zaman için klasik- geleneksel kovboy çizmesinin en sevilen renkleridir. Siyah, koyu kahve ve taba en çok rağbet gören renklerdir. Güncel renkleri isterseniz ise, o sezon hangi renk ya da desen moda ise o renkler tercih edilir. Ancak başta da belirtiğimiz gibi, biz geleneksel- klasik renk seçiminden yanayız.

4) Topuk Yüksekliği

kovboycizmesi4

Kovboyların yürümesi biraz farklıdır, caka satar gibi yürürler. Bunun sebepleri, yüksek ökçelerde saklıdır. Aşırı yüksek ökçe de, düşük ökçe de alında ideal değildir. İdeali, 4 ila 6 cm arası olanıdır.

Zor bir ayakkabı çeşidi olduğu için, dünya genelinde kovboy çizmesi yapan çok firma kalmamıştır ancak Türkiye bu konuda dünyaya hatırı sayılır adetlerde ihracat yapmaktadır. Türkiye’den 450-500 TL’ye alacağınız bir kovboy çizmesi emin olun ki yurtdışında en az 5-6 katı daha pahalısına satılmaktadır.

Dünyanın her köşesinde; Hindistan, Pakistan, Endonezya, Çin, Afrika’nın tüm ülkeleri, Tayland, Tayvan, Küba, Peru, aklınıza gelecek her ülkede ayakkabı çalmak sanki genel bir alışkanlık olmuş. Aslında asıl soru ayakkabıların neden çalındığı olmamalı, nasıl oluyor da çalınan bu ayakkabılar ikinci el olarak satılıyor, satılmakla kalmayıp müşteri bulabiliyor?

Ekonomik olarak fakir ülkelerde resmen her şeyde olduğu gibi ayakkabının da semt pazarlarında ikinci elinin satıldığı tezgahlar çok rağbet görmekte. Bununla beraber ayakta oluşan mantar gibi bulaşıcı hastalıklarında kolayca kişiden kişiye bulaşması şaşırtıcı olmasa gerek.

Tekstil ürünlerini anlarım ancak ayakkabının ikinci elini anlamak mümkün değil derim, sizce?